GENEL BİLGİLER

KONGRE TARİHİ ve YERİ

2. Ulusal Güney Aile Hekimliği Kongresi, 26 – 29 Ekim 2021 tarihleri arasında Merit Crystal Cove Hotel KKTC’de düzenlenecektir.

KAYIT DESKİ

Kayıt deski 26 – 29 Ekim 2021 tarihlerinde 08.00 - 20.00 saatleri arasında açık olacaktır.

YAKA KARTI

Tüm katılımcı ve refakatçilerin kongre merkezine girişte, bilimsel oturumlar esnasında, sergi alanlarında ve diğer sosyal programlarda yaka kartı takması zorunludur.

DAVET MEKTUBU

Kaydını tamamlamış olan katılımcılara, kongre katılımlarını kolaylaştırmak amacıyla, talep ederlerse davet mektubu gönderilecektir. Bu mektup sadece katılımcıların bağlı bulunduğu kurumdan izin alabilmesine yardımcı olmak amacı ile hazırlanmakta olup, katılımcıya hiçbir maddi destek sağlamamaktadır.

KATILIM BELGESİ

Kongreye kayıt yaptıran tüm katılımcılara katılım sertifikası kongrenin son gününde kayıt deskinden verilecektir.

SERGİ ALANI

Kongre boyunca katılımcı firmalar ürünlerini kongre merkezinde kendilerine ayrılacak olan alanda sergileyebilecektir. Sergi alanı kongre boyunca katılımcıların ziyaretine açık olacaktır.

TRANSFER

Transfer talepleriniz için NETKON firması ile irtibata geçmenizi rica ederiz.

KKTC’YE GİRMEK için KİMLİK BELGESİ

TC uyruklular nüfus cüzdanları ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ziyaret amacı ile giriş yapabilirler. Uçak seyahati dış hatlar terminalinden pasaport veya nüfus cüzdanı ile gerçekleştirilmektedir. Pasaport ile çıkış yapan ziyaretçilerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne girerken pasaportlarına damga vurulduğundan; daha sonraki tarihlerde yapılacak olan Yunanistan girişlerinde vize problemi yaşanmaktadır. Kimlik ile girişte gümrük polisinin vermiş olduğu belge; giriş ve çıkışta gösterilmek zorunluluğu olduğu için belgenin mutlaka saklanması gerekmektedir.

Önemli Not: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne 30 Haziran 2021 tarihi itibariyle gidecek olan Türk vatandaşları, eski nüfus cüzdanlarıyla Türkiye'den çıkış işlemi yapamayacaktır. Eğer kimlik kartınız eski tip ise yenilemenizi önemle rica ederiz.

İLETİŞİM

Türkiye’deki tüm GSM operatörlerinin hatları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kullanılabilecektir. Ancak görüşme yapılabilmesi için telefon hatlarının yurtdışı görüşmelere açık olması gerekmektedir. Bu sebeple yola çıkmadan önce operatörünüz ile görüşüp hattınızla ilgili teyit almanız tavsiye edilir.

REFAKAT

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne 18 yaşından küçük çocukların ebeveynlerinden biri ile gelmesi durumunda diğer ebeveynin ikamet ettikleri ildeki emniyet müdürlüğünden muvafakat alma zorunluluğu bulunmaktadır.

HAVAALANI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne dış hatlar terminalinden giriş-çıkış yapılacaktır.

TEKNİK

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde elektrik voltajı 240 olup, BS standardı kullanılmaktadır. 3’lü adaptörle 220/240 Volt A/C kullanılmaktadır. Basit bir dönüştürücü adaptör yardımıyla ülkemize kullanılan fişlerin kullanılması mümkündür.

İKLİM

Kıbrıs'ın iklimi tipik bir Akdeniz iklimidir. Ekim ayında Kıbrıs'ta ortalama hava sıcaklığı gündüz 29 °C, gece 17 °C civarındadır.

GİRNE HAKKINDA
Girne’nin Tarihi
 

Girne kasabasının tarihi M.Ö. 10. yüzyıla dayanır. Ege bölgesinden gelen küçük toplulukların ilk yerleşim merkezi olan Girne, Kıbrıs’ın eski çağlardaki 10 krallığından birinin merkezi olarak Kıbrıs’a hakim olan çeşitli medeniyetlerin izlerini taşıyan tarihi bir kenttir. Bizanslılar tarafından savunmaya müsait bir şekilde getirilen Girne’nin eski liman bölgesi, kale ve çevresini yeniden inşa eden Lüzinyanlar ve Venedikliler tarafından geliştirilmiştir. Osmanlılar döneminde önemsiz bir liman olarak kalan Girne, İngilizler tarafından bir liman ve sayfiye kasabası olarak yeniden düzenlenmiştir. Tarihi Liman, Girne Kalesi, Batık Gemi Müzesi, St. Hilarion Kalesi, Balabayıs Manastırı ve Folklör Müzesi görülmeğe değer tarihi yerlerden bazılarıdır.

Girne’nin Adı (Kyrenia)

Girne, bir söylentiye göre M.Ö. 10. yüzyılda Peloponez’den gelen Aka’lar tarafından kurulmuştur. Kurucuları kente anavatanlarındaki bir dağın adı olan Kyrenia demişlerdir. Diğer bir söylentiye göre ise M.Ö. 9. yüzyıl ortalarında kıyı boyu ticaret kolonileri kuran Fenikeliler ilk yerleşen topumdur. Roma kaynaklarında kentin adı Corineum olarak geçmektedir. Seyyah Oldenburg 1211’de Kıbrıs’ı ziyaret ettiğinde Kral I. Hugh zamanında Schernae (Kyrenia) için, “içerisinde sur duvarları ve burçları olan küçük yalı kasabası” demiştir. Bu alıntılarda şirin anlamındaki ismin bugüne kadar uğradığı değişimler sonucu Girne olduğu varsayılabilir.

Bellapais Manastırı
 

Girne’de bulunan Bellapais Manastırı 1158 ve 1205 yılları arasında inşa edilmiştir. Beşparmak dağlarının eteğinde bir kayalık üzerinde kurulmuş olan manastırın bugünkü adı Franızca “Abbaye de la Paix” den (Barış Manastırı) türemiştir. Manastır, Gotik sanatın bir şaheseri ve Yakın Doğu’daki en güzel örneği olarak bilinmektedir. Bellapais’in ilk sakinlerinin Selahaddin Eyyubi 1187 yılında Kudus’ü ele geçirdiği zaman Kıbrıs’a göç eden Augustinian mezhebi rahipleri olduğu bilinmektedir. İlk manastır binanın yapımı (1198 - 1205) yılları arasında olmuştur. Günümüzde ayakta kalan yapının büyük bir kısmını Fransa Kralı III. Hugh (1267 -1284) inşa ettirmiştir. Manastırın ortasındaki avlunun dört yanını çeviren revakalar ve yemekhane Kral IV. Hugh döneminde (1324 - 1359) yapılmıştır. Ada Osmanlıların eline geçtikten sonra bina Yunan Ortodoks Kilisesi’ne verilmiştir.

Girne Kalesi
 

Günümüzde Girne’nin sembolü olan Girne Kalesi Kıbrıs’taki en görkemli yapılardan birisidir. Kale bugünkü biçimine ulaşıncaya kadar pek çok değişiklik geçirmiştir. Söz konusu değişiklikler temelde üç evreye ayrılır. Girne Limanı’nın doğusunda yer alan bu kalenin tespit edilebilen ilk evresi 7. yüzyıla aittir. Söz konusu dönemde ortaya çıkan Arap akınlarına karşı kenti savunmak amacı ile adayı yönetmekte olan Bizanslılar tarafından inşa edilen ilk kaleye ait çok az kalıntı mevcuttur. Kale bugünkü formuna büyük ölçüde ikinci evrede, ada Lüzinyanların hakimiyetinde iken 1208 - 1211 yılları arasında ulaşmıştır. 14. yüzyılda Venedik saldırıları ile hasar gören kale, 1491’de adanın Venediklilerin eline geçmesinin ardından yapılan son eklemelerle de bugünkü biçimine kavuşmuştur. Kuzeybatı ve güneydoğuda yer alan kuleler Venediklilerin Osmanlılara karşı kaleyi sağlamlaştırmak üzere bu evrede yaptığı eklemelerdendir. Bu önlemlere karşın kale, 1570 yılında, Lefkoşa'daki Osmanlı zaferinden sonra direniş gösterilmeden Osmanlılara teslim edilmiş, bu sayede olması muhtemel bir muharebe nedeni ile zarar görmemiştir.